27.05.2025

KEHANET, ÇARESİZLİK VE BÜYÜ:
FENERBAHÇENİN ŞAMPİYONLUK LABİRENTİ

Spor spikerliği yaptığım zaman diliminde, spor bültenleri yerini polis adliye haberlerine bırakmıştı çünkü gündem: “Şike Soruşturması”ydı.. Sonradan bunun büyük bir FETÖ Operasyonu olduğunu anlayacaktık..
Şüphesiz öncesi ve sonrasında yaşananlar çok zorluydu, kolektif hafızamıza kazınacak boyutta travmatikti.. Fenerbahçe taraftarı bir spor spikeri olarak, bu sürece yakından tanıklık etmek ayrı bir hayat tecrübesi oldu benim için..
Yıllar geçti, benim spor spikerliği kariyerim çoktan tarih oldu; bu süreçte Başkan değişti, teknik direktörlerin biri geldi, biri gitti; her defasında yeni umutlar ile yeniden yol haritası belirlendi..
Transferler, yeni kararlar, teknik direktörler..
Fakat bu işin içinde bir iş vardı; bir şeyler feci şekilde ters gidiyor, takım da taraftar da Şampiyonluk yüzü görmüyordu..

Her sezon yeniden umutla başlıyor. Transferler, kamp görüntüleri, güçlü kadrolar, dolup taşan tribünler..
Ve her sezonun sonunda aynı soru: “Neden yine olmadı?”
Fallar açıldı, astrologlar konuştu, bir lanet mi var, kara büyü mü diye bile soruldu..
Oysa “Abracadabra” Söylerken yaratırım demekti.. Bu sözü şimdilik aklımızda tutalım..
Nereye bağlayacağım?

Fenerbahçe’nin yıllardır süren şampiyonluk hasreti artık sadece bir sportif başarısızlık değil. Bu durum, psikolojideki iki güçlü kavramla açıklanabilecek bir zihinsel ve duygusal kapanma: öğrenilmiş çaresizlik ve kendi kendini gerçekleştiren kehanet.

“Ne yaparsak yapalım olmuyor” psikolojisi: Öğrenilmiş Çaresizlik

Amerikalı psikolog Martin Seligman’ın yaptığı deneylerde, üst üste başarısızlık yaşayan canlılar, zamanla başarı şansı doğsa bile harekete geçmemeye başlar. Çünkü artık zihin şuna ikna olmuştur:
“Nasıl olsa değişmeyecek.”

İşte Fenerbahçe camiasının da ruh hali uzun süredir tam olarak bu.
Şampiyonluk yarışında öne geçildiğinde bile tribünlerde yüzler gülmez, sesler kısılır.
“Hemen sevinmeyelim” der bir yan, “çünkü sonunda yine acı var.”

Bu duygu hali; sadece taraftarı değil, futbolcuyu, hocayı, yöneticiyi, hatta başkanı bile etkiler.
Ayaklar ağırlaşır. Kararlar gecikir. Cesaretin yerini tereddüt alır.
Çünkü zihin artık mücadeleyi değil, kırılmayı bekler.

“Yine aynısı olacak” dediğimizde: Kehanet Gerçekleşir

Kendi kendini gerçekleştiren kehanet, beklentilerin davranışları ve sonuçları biçimlendirdiği bir döngüdür.
Fenerbahçe cephesinde bu kehanet sezonlara şu şekilde yayılır:
•Başlangıçta umutla başlarız.
•Sezon ortasında “bir şey olacak” deriz.
•Son haftalarda “bak yine aynısı oluyor”a geçeriz.
•Ve gerçekten de öyle olur.
Kendi kendini farkında bile olmadan büyüleme sürecidir bu..

Yani Fenerbahçe, şampiyon olamayan bir takımdan ziyade, şampiyon olamayacağına inanan bir takıma dönüşmüştür.
Ve bu inanç, sahadaki performanstan çok daha güçlüdür.

Bir Kupadan Fazlası: Bir Ruhun Arınma İhtiyacı

Bu noktada şampiyonluk artık sadece sportif bir başarı değil; bir camianın kendini yeniden var edebilme umudu, bir içsel arınma, bilinçaltı temizliği anlamına geliyor.
Çünkü Fenerbahçe, sadece rakipleriyle değil, kendi geçmişiyle, kendi acısıyla, kendi kehanetiyle savaşıyor.

Peki çözüm ne?

Bir taktik değişiklikten, bir yıldız transferinden, bir hakem kararından fazlası.
Bu bir zihinsel reform sürecidir.
Camianın tamamının; taraftarı, yöneticisi, medyasıyla birlikte bu travmayı kabul etmesi, bu döngüyü tanıması ve onu yeniden yazması..

Çünkü her yıl yenilen bir umut, eğer doğru şekilde işlenmezse, bir sonraki yılın umutsuzluğunu besler.
Ve artık Fenerbahçe’nin ihtiyacı olan şey bir teknik direktör değil; bir bilinç dönüşümü..

Şampiyonluk bir kupa değil artık.
Bir terapi.
Bir iyileşme.
Bir yeniden doğuş.

Ve belki de bu yüzden, bu kadar gecikti.
Ama belki de bu yüzden, bu sefer daha anlamlı olacak.
Haklı olmayı bırak, mutlu olmaya bak Fenerbahçe..
Haklı olmak değil, mutlu olmak istiyorum dediğin an, kaderinin değiştiği andır..
Kendi kendine bağladığın kısmetini yine sen açabilirsin..
Çöz kendi sözlerinle üflediğin düğümleri..
Ve de öyledir..
Neşe Sapmaz

narin